Bu Blogda Ara

çağdaş sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çağdaş sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mayıs 2010 Pazartesi

online


MENDİLİMDE KAN SESLERİ

Her yere yetişilir
Hiçbir şeye geç kalınmaz ama
Çocuğum beni bağışla
Ahmet Abi sen de bağışla
Boynu bükük duruyorsam eğer
İçimden öyle geldiği için değil
Ama hiç değil
Ah güzel Ahmet abim benim
İnsan yaşadığı yere benzer
O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer
Suyunda yüzen balığa
Toprağını iten çiçeğe
Dağlarının, tepelerinin dumanlı eğimine
Konyanın beyaz
Antebin kırmızı düzlüğüne benzer
Göğüne benzer ki gözyaşları mavidir
Denize benzer ki dalgalıdır bakışları
Evlerine, sokaklarına, köşebaşlarına
Öylesine benzer ki
Ve avlularına
(Bir kuyu halkasıyla sıkıştırılmıştır kalbi)
Ve sözlerine
(Yani bir cep aynası alım-satımına belki)
Ve bir gün birinin adres sormasına benzer
Sorarken sorarken üzünçlü bir görüntüsüne
Camcının cam kesmesine, dülgerin rende tutmasına
Öyle bir cıgara yakımına, birinin gazoz açmasına
Minibüslerine, gecekondularına
Hasretine, yalanına benzer
Anısı işsizliktir
Acısı bilincidir
Bıçağı gözyaşlarıdır kurumakta olan
Gülemiyorsun ya, gülmek
Bir halk gülüyorsa gülmektir
Ne kadar benziyoruz Türkiye'ye Ahmet Abi.
Bir güzel kadeh tutuşun vardı eskiden
Dirseğin iskemleye dayalı
-- Bir vakitler gökyüzüne dayalı, derdim ben --
Cıgara paketinde yazılar resimler
Resimler: cezaevleri
Resimler: özlem
Resimler: eskidenberi
Ve bir kaşın yukarı kalkık
Sevmen acele
Dostluğun çabuk
Bakıyorum da simdi
O kadeh bir küfür gibi duruyor elinde.
Ve zaman dediğimiz nedir ki Ahmet Abi
Biz eskiden seninle
İstasyonları dolaşırdık bir bir
O zamanlar Malatya kokardı istasyonlar
Nazilli kokardı
Ve yağmurdan ıslandıkça Edirne postası
Kıl gibi ince İstanbul yağmurunun altında
Esmer bir kadın sevmiş gibi olurdun sen
Kadının ütülü patiskalardan bir teni
Upuzun boynu
Kirpikleri
Ve sana Ahmet Abi
uzaktan uzaktan domates peynir keserdi sanki
Sofranı kurardı
Elini bir suya koyar gibi kalbinden akana koyardı
Cezaevlerine düşsen cıgaranı getirirdi
Çocuklar doğururdu
Ve o çocukların dünyayı düzeltecek ellerini işlerdi bir dantel gibi
O çocuklar büyüyecek
O çocuklar büyüyecek
O çocuklar...
Bilmezlikten gelme Ahmet Abi
Umudu dürt
Umutsuzluğu yatıştır
Diyeceğim şu ki
Yok olan bir şeylere benzerdi o zaman trenler
Oysa o kadar kullanışlı ki şimdi
Hayalsiz yaşıyoruz nerdeyse
Çocuklar, kadınlar, erkekler
Trenler tıklım tıklım
Trenler cepheye giden trenler gibi
İşçiler
Almanya yolcusu işçiler
Kadınlar
Kimi yolcu, kimi gurbet bekçisi
Ellerinde bavullar, fileler
Kolonyalar, su şişeleri, paketler
Onlar ki, hepsi
Bir tutsak ağaç gibi yanlış yerlere büyüyenler
Ah güzel Ahmet Abim benim
Gördün mü bak
Dağılmış pazar yerlerine benziyor şimdi istasyonlar
Ve dağılmış pazar yerlerine memleket
Gelmiyor içimden hüzünlenmek bile
Gelse de
Öyle sürekli değil
Bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzün
O kadar çabuk
O kadar kısa
İşte o kadar.

Ahmet Abi, güzelim, bir mendil niye kanar
Diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar
Mendilimde kan sesleri.





Edip CANSEVER

3 Nisan 2010 Cumartesi

BAHAR OGANER VE KRİSTAL SERGİSİ ÜZERİNE






Bahar Oganer, “Kristal” adlı sergisiyle 10 Aralık 2009 - 10 Ocak 2010 tarihleri arasında Dirimart’ta sanatseverlerin karşısına çıktı.

Modern kadını, renkleri, çizgileri, kıvrımları ön plana çıkardığı ve sanatçının gerçek dünyasını, gerçek bakış açısını tuvale yansıttığı eserlerinde, izleyici kendisi için ayrılan yere ister istemez geçmektedir. Eserin içinde kurgusal olarak ayrılan bu yer, Bahar Oganer’in tuvalin içine işlediği bakış açısıdır. Bahar Oganer’in bakış açısıyla, izleyicinin bakış açısı arasında sıkışan eser, bu düzlem üzerinden izleyicinin özgür hayal gücünü tetiklemektedir.

Eserlerinde sırtı dönük kadın figürüne yer veren sanatçı, izleyiciye iç dünyaya yönelişi, tepki göstermeyi, iç hesaplaşmayı ve yalnızlığı hissettirmektedir.
Yalnızlık, tepki ve iç hesaplaşma imgeleri, sanatçının “Autumn” (Sonbahar) ve “Yansıma” adlı eserlerinde güçlü bir şekilde fark edilmektedir.
“Autumn” adlı eserinde, figür bacak bacak üstüne atmış bir pozisyonda bankın sol ucunda otururken, kollarını birleştirmesi ve boynuna doladığı atkısının savrulması bizlere havanın rüzgârlı ve soğuk olduğunu hissettirmektedir. Bankın sağ köşesinin boş olması, bizlere figürün birini beklediğini ve yalnızlığını göstermektedir.

Bahar Oganer, tuvale giydirdiği yalnızlık imgesini vurgularken, tuvale asıl damgasını vuran figürün duruşudur.

Tuvalde yer alan ‘yüzü görünmeyen kadın’ figürü sanatçının kendisidir ve aslında bu, izleyiciye sanatçıyı anlamak için tutulmuş bir aynadır. Bahar Oganere ait olan görüntüler tuvalde yansırken, sanatçı yaşamını, renklerini, duruşunu, eşyalarını bu imgesel ayna sayesinde izleyiciye sunmaktadır. Böylelikle izleyici, iç dünyasında Bahar Oganer’i aynada izliyormuş hissine kapılmaktadır.

Bahar Oganer kendi bakış açısını ve dünyasını yansıttığı eserlerinde, zarif kıvrımların ve bitkisel desenlerin ön plana çıktığı görülmektedir. Zarif kıvrımların ve bitkisel desenlerin ön plana çıktığı “Yağmurlu Pazar”, “Pink Dreams”, “Portait with Flowers” isimli eserlerinde Art Nouveau etkisi göze çarpmaktadır. “Portait with Flowers” ve “Pink Dreams” isimli eserlerinde sanatçı, figürü arka plana yerleştirirken, ön plana çıkardığı bitkisel motifler izleyicinin dikkatini çekmektedir. Yaprakların ve çiçeklerin birbirleriyle uç uca bağlı olması izleyiciye hareketliliği ve devamlılığı hissettirmektedir.

Bahar Oganer “Piedepul”, “Socks Track” ve “Yansıma” adlı eserlerinde, renkleri ve çizgileri kullanarak izleyicinin gözünde optik hareketlilik hissi yaratmıştır. “Socks Track” adlı eserinde, insan bedenini farklı bir açıdan çizdiği görülmektedir. Çorap üzerindeki çizgiler ve renkler ayağın altından dikey olarak başlarken, bileklerden bacaklara doğru ovalimsi hareketlilikle yatay olarak bitirilmiştir. Figürün duruşu ve beden yapısıyla birleşen bu çizgiler, izleyicinin gözünde optik hareketlilik hissi yaratmaktadır.

Tuvalde yer alan boyanın, sanatçı tarafından kusursuz bir şekilde boyandığı görülmektedir. Canlı renklerin ağır bastığı eserlerinde, izleyici renklerin canlılığına, uyumuna ve ahengine kapılırken, sanatçı tuvalinde hayat verdiği figüre, günümüz popüler kültürünün bir parçası olan renkli uzun çorap, topuklu ayakkabı, tayt gibi kıyafetler giydirerek, renkli bir dünya sunmaktadır.

Figürün kıyafetleri günümüz funky ve sokak sitilini (Street Styl) yansıtırken, aslında Bahar Oganer kendi giyim tarzını izleyiciye yansıtmıştır. Bu boyut içinde bir ayna gibi tuvale tamamen kendisini yansıtan sanatçı, popüler kültürün bir parçası olduğunu bizlere göstermektedir. Popüler kültürün ve kendi parçalarını eritip tuval üzerine boyayan Bahar Oganer, tuvalde figürün yüzünü saklamasıyla, gizemli bir hava yaratmıştır. Bu gizemli hava bizlere, vitrine bakarken sokağa sırtını dönen, yolda arkasından yürüdüğümüz ama hiçbir zaman yetişemediğimiz ve yüzünü göremediğimiz kadınları anımsatır. Bu da izleyicinin bilinçaltında ironik imgeler yaratmaktadır.

“Kırmızı” adlı eserinde Bahar Oganer, figürü vamp duruşlu bir moda ikonu tarzında betimlemesi, eserlerinde yer alan kadın figürünün hep farklı bir gününü izleyiciye anlattığının göstergesidir. Sanatçının her eseri kendisinin o günkü ruh halini yansıtırken, izleyicide sanatçının günlüğünü okuyormuş hissi yaratılmaktadır.

Sanatçının duruşu, tarzı ve eserleri ile izleyici arasında güçlü bir bağın oluştuğu kesindir. Çünkü izleyici, Bahar Oganer’in eserlerinde kendilerine ait parçaları bulmuştur. Bu parçalar bize ‘tuvalde gizemli olan kadının yüzünü ne zaman görebileceğiz’ sorusunu sordurmaktadır. Sanatçının ve izleyicinin özgür hayal gücü gelecekte tekrar buluşacaklarını göstermektedir.

Derviş Şahinler